aliseyyar@sosyalsiyaset.net

 

 

 

Makaleler ;

Ali Seyyar’ın Makaleleri

 

Türkiye’de Yoksullukla Mücadelede STK’lerin Rolleri ve Önemleri
(Deniz Feneri Derneği Örneği)

Doç. Dr. Ali Seyyar

 

ÖZET

Yoksulluk gibi sosyal risklerin önlenmesinde ve sosyal sorunların giderilmesinde kamusal sosyal güvenlik sistemlerinin yetersiz kalmasının yanında küreselleşmenin etkisiyle liberal ağırlık ve piyasa ekonomisine dönük yeni sosyal çözüm önerileri de gündeme gelmektedir. Sosyal sorunların çözümüne yönelik liberal görüşler, sosyal risklere karşı bireysel sorumluluğu esas aldığı gibi, sosyal sigortalar alanında devlet ile özel sektörün rekabet etmesini, ayrıca kamusal sosyal yardımlarda devletin yanında, sivil toplum örgütlerinden sosyal nitelikli gönüllü hayır kuruluşlarının da yer almasını esas almaktadır. Son yıllarda, artan sosyal sorunların karşısında, sosyal devletler, örgütlü sivil inisiyatifin katkılarına daha fazla ihtiyaç duydukları için, sosyal amaçla kurulan STK’lere rakip olarak bakmaktan ziyade sosyal partner olarak görmekte ve bunlara destek vermektedir. Sosyal sorunların tek başına devlet tarafından giderilemediğine göre, milî kültürümüzün ve sosyal dayanışmamızın geleneksel bir parçası olan sivil yardımlaşma, örgütlü bir biçimde ortaya çıkması hâlinde, yoksulluk sorununun çözümünde etkin bir rol alabilir mi ve kamu kuruluşlarının eksik bıraktığı veya ulaşamadığı yerlerde tamamlayıcı bir fonksiyon üstlenebilir mi ? STK’lerin toplam sosyal bütçesi, bu devasa sorununun karşısında yeterli midir ? Devletin yoksullukla mücadele için ayırdığı kaynaklarla STK’lerin sosyal amaçlı kaynakların mukayesesi mümkün müdür ve bu çerçevede sosyal maliyetler açısından hangisi daha etkindir ? STK’lerin yoksulluk gibi sosyal sorunlarla mücadele gayretleri, gerek metodoloji, gerek personel, gerek yardım yönetimi, gerekse maddî imkânları açısından yeterli midir ? Yoksullukla mücadelede kamu kurumları ve STK’ları, birbirlerini tamamlar şekilde hangi alanlarda nasıl bir ortak strateji geliştirebilir ? Çalışmamız, genel anlamda bu sorulara objektif esaslara uygun olarak eleştirel bir yaklaşımla cevap ararken, örnek teşkil etmesi bakımından 1998 yılında kurulan Deniz Feneri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin sosyal faaliyetleri çerçevesinde meseleye yaklaşmaktadır.

 
GİRİŞ

Türk toplumu, geleneksel olarak, kişinin kendi tercihinin sonucu olmayan, akrabalık gibi birincil (primary) ilişkilere önem verdiği kadar, uygun sosyo-kültürel şartların ortaya çıkması durumunda şahsî irade ve gönüllük esaslarına dayanan ikincil (secondary) ilişkilere de önem vermektedir. Araştırmalarda görüldüğü üzere, ülkemizdeki sivil örgütlenme, bir başka ifadeyle ikincil ilişkiler alanındaki “gönüllü (voluntary) birliktelikler” [Tunçay, 1998: 9], daha çok hayır kurumları ve vakıflar şeklinde gelişmiştir.

Her ne kadar sivil toplum, genelde çatışmacı bir toplumsal sürecin, yani batı toplumlarının tarihî evrimlerinin bir ürünü olarak gösterilmek istense de, Türk toplumu, farklı sosyal yapısından dolayı böyle bir süreci yaşamamış olsa dahî, özellikle tarihî süreç içinde sosyal dayanışma ve yardımlaşma konusunda her zaman ileri bir noktada olmuştur. Bugün, sivil örgütlenme oranı açısından batı ülkelerinin oldukça gerisindeyiz. Ancak, ülkemizde özellikle sivil inisiyatifin bir tezahürü olan örgütlü yardımlaşmada önemli gelişmeler yaşanmaktadır.

Bunlardan bir tanesi, yoksullukla mücadele etmede kararlı ve istikrarlı görünen Deniz Feneri Derneğinin örnek çalışmalarıdır. Faaliyetlerine ilk olarak 1998 yılında bir televizyon programı olarak başlayan dernek, kısa sürede etkinliği ve güvenilirliği ile halkın takdirini kazanmıştır. Halkımızın en büyük kaygılarından biri, yaptığı yardımın gerçekten ihtiyaç sahiplerine ulaşıp ulaşmadığıdır. Deniz Feneri Derneği, bu önemli konu üzerinde ta baştan hassasiyetle durmuş ve hayırsever vatandaşların güvenini kazanarak, üstlendiği misyonunu başarıyla sürdürebilmiştir.

Araştırma konusu olarak yoksullukla mücadele eden STK’lerden bu derneğin seçilmesinin en önemli sebeplerinden biri de hızlı bir şekilde büyümesini sağlayan güven unsuru olmuştur. Bu çalışmada yoksulluk ve STK’ler ile ilgili genel tanımlamalar ve teorik açıklamalar yapıldıktan sonra, sosyal nitelikli ve yoksullukla mücadele eden STK’lerin özellikleri belirlenmiştir. Daha sonra bu nitelikleri taşıdığını ve alanında en başarılı olduğunu düşündüğümüz Deniz Feneri Derneği’nin kuruluşu, faaliyetleri, örgütsel yapısı, işleyişi ve projeleri ile ilgili detaylara değinilmiş ve kamusal sosyal politikaların yanındaki rolü, önemi ve etkinliği araştırılmıştır.